Risale-i nur nedir?

Risale-i Nur, siyasi ve İslami konularda Said Nursi tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitapçıklardan oluşan bir külliyattır. Risale-i Nur, yaklaşık 6000 sayfadan oluşan ve ayet sırası takip etmeyen bir tefsir külliyatıdır. Ancak bu tefsir çalışması dışında külliyat -inanç başta olmak üzere- siyasi, ahlaki, felsefi sorunları irdeleyen bir eserdir.

Risale-i Nur, Kuran'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imana ve hakikate taalluk eden bin civarında ayetini açıklar. Açıklanan bu ayetlerin ışığında, diğer ayetleri de yorumlayabilecek muazzam bir altyapı kazandırır.

Risale-i Nur'un Tefsirdeki Yeri

Risale-i Nur, Kur'an ayetlerini mana yönünden açıklamasıyla tefsir ilmi içinde değer­lendirilirken; zamanın inanç ve ahlak gibi problemlerini tartışması açısından da kelam ilmi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Müellifin kendisi bu iki hususu Risalelerinde belirtmiştir.

Risale-i Nur, konuları ele alış tarzı, muhtevasındaki derinliği ve kapsamlılığı birçok kesimin yoğun ilgisini çekmiştir. Bir yandan yurt içinde ve dışında çeşitli halk kesimleri tarafından okunmakta ve diğer yandan hakkında uluslararası sempozyumlar düzenlen­mekte ve birçok akademik makale ve tezlere konu olmaktadır.

Tefsir iki kısımdır:

Birisi: Malum tefsirlerdir ki, Kur'anın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve isbat ederler.

İkinci kısım tefsir ise: Kur'anın imani olan hakikatlarını kuvvetli hüccetlerle beyan ve isbat ve izah etmektir. Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Zahir malum tefsirler, bu kısmı bazan mücmel bir tarzda dercediyorlar; fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları da susturan bir manevi tefsirdir.

Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur'anın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır.

İçeriği

Risale-i Nur, Said Nursi'nin Kur’an'ın bir kısım ayetlerini günümüz tefsirlerden farklı olarak felsefi-teolojik bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i Nur, Kur’an'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imani konular (İslam terminolojisindeki karşılığı ile kelam) ile ilgili 300 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar kendisi tarafından ayetlere getirilen bu yorumlama metodunun, diğer ayetlerin tefsirlerinde de kulanılabilecek bir altyapı oluşturmasını hedeflemiştir. Risaleler dini emir ve yasakların nasıl uygulanacağı konusundan ziyade, niçin yapılması gerektiği ile ilgili sorulara felsefi cevaplar aramaktadır. Risalelerde amellerin nasıl yapılacağına dair çok az yazı bulunur. “Namaz niçin kılınır?”,“İnsan niçin yaratıldı?”,“Bu Dünya'da ne işimiz var?”, “Namaz niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahiretin varlığının mantıksal örneklerle ispatı”, “Allah'ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Risalei nurların bir açıdan bakıldığında fıkıh’a değil, kelam’a yakın kitaplar olduğu, kelamcılara benzer argümanlar ile konuları tartıştığı söylenebilir.

Said Nursi'ye göre devir, islamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikatların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikattan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla islama hizmet eden Abdülkadir Geylani, Şah-ı Nakşibendi ve İmam-ı Rabbani gibi alimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve islam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslamiye gıdadır." sözleriyle iman konularına verdiği önemi dile getirmiştir.

Said Nursi "Mevlana benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Mevlana zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" sözüyle Risale-i Nur'un güncel ihtiyaçlara cevap verdiğini anlatır.

İlgili olabilecek başlıklar

Risale nedir?

--Reklam--